Dark Light

Meyhanelerin geçmişi düşündüğümüzden de eskiye dayanır. Bizans Dönemi’nde İstanbul’da meyhaneler bulunmaktaydı, yalnız meyhane Farsça’da “şarap içilen yer” anlamına geldiğinden o zamanlar buralarda şarap içilirmiş.

Osmanlı Devleti’nde II. Bayezid de sanatı teşvik ettiğinden bu dönemde meyhanelerin sayısında bir artış olmuştu. Hatta bundan sonra Yavuz Selim döneminde İstanbul’daki meyhane kültürü daha da artmış ve içki içmek yaygınlaşmıştı. Sultan Süleyman’ın içki yasağı getirmesine rağmen, Damat İbrahim Paşa’nın da teşvikiyle meyhaneler yeniden açılmış, İstanbul için zevk ve sefa dönemi başlamıştır. Ancak birçok yasaklamaya rağmen meyhane kültürü İstanbul’da hep devam etmişti ve 1830’larda Yedikule, Büyükdere, Fener, Balat, Kumkapı, Samatya, Tarabya, Çengelköy, Üsküdar gibi yerlerde meyhaneler bulunurmuş. Ancak artık 1850’lere gelindiğinde meyhanelerde genel olarak rakı içmeye başlanmış, hatta yine Galata civarlarında seyyar meyhaneler de görülebilirmiş.

Cumhuriyet Döneminde ise meyhanelerin Galata’yı yavaş yavaş terk ederek Beyoğlu’na yayılmış ve Asmalımescit, Çiçek Pasajı, Krepen Pasajı gibi bir çevrede varlıklarını da popülerliklerini de 1960’a sürdürmüşler. 1980’lerde Krepen Pasajı’nın yıkılmasıyla da artık meyhanaler Nevizade’deki yerleri almışlar.

Günümüzde de meyhaneler, hoş sohbet edilen yeri geldiğinde fasılla, canlı müzikle süslenen bir paylaşım yeri olarak bilinirler. Meyhaneye geldiğinizde dostlarınızla sohbet eder, kâh güler kâh hüzünlenir, kaliteli şarkılar dinler ve mezeler eşliğinde rakınızı yudumlarsınız. Burası sadece yemek yenen veya bir şeyler içilen bir yer değildir, her şey kararındadır çünkü asıl gaye sohbettir. Rakıyı yanında sadece su, isteğe göre de buz koyarak içebilir, ancak yalnız içmezsiniz çünkü rakı meze ile, sohbet ile keyifli olan bir kültürdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlişkili İçerikler