Genel

Bir Garip Orhan Veli

“Düşünme, arzu et sade! Bak, böcekler de öyle yapıyor.”

68. ölüm yıldönümünden sonra biraz gecikmiş bir yazı da olsa Orhan Veli’den bahsetmemek haksızlık olur. Orhan Veli Kanık, Türk şiirinde yeni bir akımın öncüsü şair, Türk şiirindeki geleneksel yapıyı kırmış, şiiri hepimizin kullandığı dil ile harmanlamış, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile birlikte Garip akımının kurucusu sıfatına sahip büyük usta.Şiiri olabildiğince sadeleştirmeyi başarmış, tüm söz sanatlarından kafiyeden, mübalağadan uzaklaştırmış, kısacası şiirine samimiyet katmış şair. Aynı zamanda deneme, makale, çeviri de yapmıştır. Denemiş olduğu bu yeni tarz önceleri pek övgü almasa da sonraları ilgi uyandırmayı başarmıştır.Bu şiirler insana herkesin yazabileceği ama o zamana kadar kimsenin yazmamış olduğu cümleleri, kelimeleri bir araya getirdiği hissiyatını uyandırıyor. Bu çok farklı bir tartışma konusu olsa da Orhan Veli’ye olan samimiyetimi besliyor açıkçası. Şairi ve okuru bir noktada, aynı düzleme taşıyabiliyor bu fikir.Her şeyin şiir konusu olabileceğini savunan Orhan Veli geleneksel şiirdeki idealize edilmiş insan tipi anlayışını da kırıyor böylece. “Ben hayatı sadelik içinde geçmiş basit bir adamın hayatından bahsetmek istedim. Acayiplik olsun diye yazmadım şiiri, neşretmeden evvel de bu kadar yadırganacağını tahmin etmiyordum.” demiştir şiirini yadırgayanlara. 10 kasım 1950’de belediyenin açtığı bir çukura düşerek başından yaralanmış, iki gün dinlendikten sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılmış, ilk olarak alkol zehirlenmesi teşhisi ile tedavi edilmeye çalışılmış ancak sonradan beyin kanaması geçirdiğinin anlaşılmış ve bu sebeple 14 Kasım 1950’de yaşamını yitirmiş.

Orhan Veli’nin gönül meselelerinde ise iki kadın geçmektedir literatürde. Nahit Hanım ve Bella Eskenazi. İki kadın bir adam. Orhan Veli’nin Bella’ya platonik olarak aşık olduğu söyleniyor. ‘Sere serpe’ şiirini de ona yazdığı.15 yıldır Bebek’te bir evde yalnız yaşayan Eskenazi, Anlatamıyorum şiirinin de kendisi için yazıldığını söylüyor. Bunu, şiirin bulunduğu defteri kaybettiği için bugüne kadar saklayan Bella, Orhan Veli’nin ona aşık olduğunu geç fark ettiğini söylüyor.

 

Yahya Kemal ve Orhan Veli arasında geçen şöyle de güzel bir olay yaşanmıştır. Bu Orhan Veli’nin kendi şiirine nasıl yaklaştığı ile ilgili güzel bir örnek olabilir.Bir gün Boğaz Vapuru’nda karşılaşıyor şairler. (Bu olayın Park Otel’in balkonunda geçtiği de söylenir.) Ne de olsa vapur yolculuğu, şurdan burdan konuşulduktan sonra “Yeni şiirler var mı?” diye soruyor Yahya Kemal. “Var!” diyen Orhan Veli, Efsane adlı şiirini okuyor:

….

Mavi bir gökyüzü titrerdi güzel bir histe
Rindler muğbeçeler mest bütün mecliste

Ve o haletle bütün kahkahalar nağmeleşir
Dilde Yahya Kemal’in şarkısı şehnameleşir

O gürültüyle sular çalkalanır çağlardı
Bir zamanlardı bu gamhanede bir dem vardı

Lakin artık o hayal alemi bir efsane
Ses sada yok bu değil sanki o devlethane

Okuması bitince “Siz biraz daha gayret etseniz bizi de geçeceksiniz” diyen Yahya Kemal’e

Aman efendim, biz bunu alay olsun diye yazıyoruz” yanıtını veriyor.Her ne kadar böyle söylese de bazı şiirleri vardır ki hiç de söylediği gibi değildir. Okuyunca bir kal gelir, afallatabilir ve beş dk boyunca duvara öylece baktırabilir.

Mesela;

“bilmezler yalnız yaşamayanlar,
insan nasıl konuşur kendisiyle;

nasıl koşar aynalara,

nasıl korku verir sessizlik insana; 

bir cana hasret,
bilmezler.”

 

 

Müşfik Kenter’in seslendirmiş olduğu şöyle de güzel bir albüm var piyasada. Şu da Spotify kullanıcılarına.

Ölümünün 68’inci yıl dönümünde 1996’dan beri devam eden bir gelenek sevenleri tarafından gerçekleştirilmiş.Bir grup şiir sever şiirleriyle birlikte büyük şaire saygı ve sevgilerini sunmak için Taksim Meydanı’ndan Aşiyan Mezarlığı’na yaklaşık 10 kilometre şiir okuyarak yürüyerek Orhan Veli’yi mezarı başında da şiirleriyle anmışlar.

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply